İçeriğe geç

Marx’a göre praksis nedir ?

Marx’a Göre Praksis Nedir? (Ve İzmir’de Bir Kafede Varoluş Krizi Yaşarken Neden Bunu Düşünüyorum?)

İzmir’de yaşıyorsan bazı şeyler kaçınılmazdır: Sahilde oturup “hayat neydi ya” diye düşünmek, kordonda rüzgârın sana felsefe yaptığını sanmak ve üçüncü kahveyi içerken aslında sadece kafeinle varoluşu karıştırdığını fark etmek.

Geçen gün yine böyle bir andayım. Alsancak’ta bir kafede oturmuşum, önümde kahve, yan masada iki kişi “işe girmesek de mi girsek de mi” diye tartışıyor. Tam o sırada arkadaşım mesaj atıyor:

“Marx’a göre praksis nedir, anlatabilir misin? Yarın felsefe sınavı var.”

Ben de düşündüm: “Ben bunu anlatırsam ya çok ciddi olurum ya da tamamen dağılırım.” İkincisi daha olası.

Çünkü Marx’a göre praksis nedir sorusu, aslında sadece bir felsefe sorusu değil; sabah uyanıp “bugün hayatımı değiştireceğim” deyip akşam Netflix açmakla da ilgili.

Ve evet, burada biraz kendimle dalga geçebilirim: Ben de o insanım.

Praksis: Teoride Güzel, Gerçekte Karmaşık

Marx’a göre praksis, en basit haliyle “insanın dünyayı değiştiren bilinçli etkinliği” demek. Ama bunu böyle deyince kimse içinden “aa çok netmiş” demiyor, tam tersine insanın içi biraz daha karışıyor.

Çünkü burada kritik mesele şu: Düşünmek yetmiyor. Bilmek yetmiyor. Hatta bazen çok bilmek bile yetmiyor.

Bir şey yapmak gerekiyor.

İşte Marx burada diyor ki: İnsan sadece düşünen bir varlık değil, aynı zamanda üreten, değiştiren, müdahale eden bir varlıktır.

Bunu ilk duyduğumda aklıma şu geldi:

Sabah kalkıp “bugün hayatımı düzene sokuyorum” deyip sonra 3 saat TikTok izlemek.

Sanırım bu da bir tür praksis… ama Marx görse muhtemelen kaşını kaldırırdı.

İzmir’de Praksis Denemeleri

İzmir’de yaşarken praksis teorisini anlamak biraz daha “hayat içinden” oluyor.

Mesela bir gün arkadaşım dedi ki:

“Abi ben artık spora başlıyorum, kendimi değiştireceğim.”

Ben de dedim ki: “Bu cümleyi Marx duyarsa seni üretim ilişkilerine dahil eder.”

Ertesi gün… tabii ki spor yok.

Ama mesele burada dalga geçmek değil. Marx’ın söylediği şey şu: İnsan, sadece niyet eden değil; o niyeti gerçekliğe dönüştüren varlık.

İşte praksis tam burada devreye giriyor.

Ama İzmir’de bu biraz şöyle çalışıyor:

Niyet var

Kahve var

Deniz var

Ama eylem… biraz gecikmeli

Marx’a Göre Praksis Nedir ve Neden Sadece “Teori” Yetmez?

Biraz ciddi kısmına geçelim ama sıkmadan.

Marx’a göre praksis, teorinin test edildiği yer değil sadece; teorinin bizzat üretildiği yer.

Yani dünya hakkında düşündüğün şeyler, dünyayı değiştirme çabanla birlikte anlam kazanır.

Bir düşün:

“Adalet önemli” diyorsun.

Güzel.

Ama Marx şunu sorar: Bunu ne yapıyorsun?

Sadece söylüyorsan bu teori.

Ama bir şeyleri değiştiriyorsan, işte orada praksis başlar.

Ben bunu ilk okuduğumda şöyle düşündüm:

“Yani ben aslında sadece düşünen bir varlık değilim… ama bazen sadece düşünen bir varlık gibi yaşıyorum.”

Bir tür yarı-Marx, yarı-uyku hali.

Günlük Hayatta Praksis: Market Kuyruğunda Felsefe

Geçen gün markette sıradayım. Önümde biri 27 ürün almış ama sadece 10’unu barkoda okutmuş gibi bir kaos var.

Arkamdaki teyze iç çekiyor.

Kasiyer zaten hayata küs.

Ben de düşünüyorum: “Bu sistem neden böyle?”

Ve sonra aklıma Marx geliyor: praksis.

Çünkü burada sadece düşünmek yetmiyor. İnsanlar o sistemi değiştirmek için bir şeyler yapmadıkça, o kuyruk hep aynı kalıyor.

Ama tabii ben ne yapıyorum?

Telefonu çıkarıp “bugün de sistem eleştirisi yaptım” diye içimden alkış alıyorum.

Marx görse muhtemelen derdi ki:

“Güzel düşünmüşsün ama sıra hâlâ ilerliyor.”

Praksis ve İnsan: Teoride Devrimci, Pratikte Üşengeç

İşin en ironik tarafı şu: İnsan zihni devrimci fikirler üretmekte çok iyi, ama uygulama kısmında aynı performansı göstermiyor.

Mesela ben:

Sabah: “Hayatımı değiştireceğim”

Öğlen: “Bir kahve içeyim”

Akşam: “Yarın kesin başlıyorum”

Bu döngü Marx’ın praksis tanımına ters düşmüyor aslında, sadece eksik kalıyor.

Çünkü praksis, “yarın” değil, “şimdi” ile ilgili.

Ama “şimdi” kelimesi biraz ağır geliyor insana. O yüzden hep erteleniyor.

İç Sesle Praksis Tartışması

Bazen kendi kendime şöyle konuşuyorum:

— “Tamam bugün çalışacaktın?”

— “Evet.”

— “Peki neden Instagram’dasın?”

— “Bu da bilgi edinme süreci sayılmaz mı?”

— “Marx duysa gülerdi.”

— “Ben de zaten o yüzden gülmüyorum…”

İşte praksis bazen böyle bir iç tartışma.

Teori bir tarafta, eylem diğer tarafta.

Ve ben ortada sandalyede oturuyorum.

Marx’a Göre Praksis Nedir? Sadece Felsefe Değil, Bir Yaşama Biçimi

Burada önemli bir nokta var: Marx praksisi sadece “felsefi bir kavram” olarak görmüyor. O, insanın dünyayla kurduğu ilişkinin temel biçimi.

Yani sen bir şey düşündüğünde, o düşünce seni dünyadan ayrı bir yere koymaz. Tam tersine, seni dünyanın içine daha fazla sokar.

Bir örnek:

“Bu şehirde insanlar neden bu kadar yorgun?”

Eğer sadece düşünürsen bu bir soru.

Ama bir şey yaparsan, örneğin bir şeyleri değiştirmeye çalışırsan, işte bu praksis olur.

Ama dürüst olayım, İzmir’de çoğu zaman bu soru şöyle devam ediyor:

“Bu şehirde insanlar neden bu kadar yorgun… ve neden ben de öyleyim?”

Praksis ve Kahve Arasındaki Gizli Bağ

Kahve içmek Marx’ın kitaplarında yok ama olsaydı kesin bir dipnot düşerdi:

“Yoğun düşünce süreçlerinde kafein, praksisi geciktirebilir.”

Çünkü İzmir’de praksis genelde şöyle ilerliyor:

1 kahve

2 kahve

“bir plan yapalım” konuşması

planın yapılmaması

yeni kahve

Ama yine de bu süreç tamamen boş değil. Çünkü Marx’ın dediği gibi, insan dünyayı değiştirirken aynı zamanda kendini de değiştirir.

Yani o kahve bile bir tür geçiş aşaması olabilir.

Belki de.

Praksis: Küçük Eylemlerin Büyük Felsefesi

Marx’a göre praksis devrimlerle sınırlı bir şey değil. Günlük yaşamın içinde de var.

Mesela:

Bir yanlış gördüğünde ses çıkarmak

Bir şeyi değiştirmek için küçük bir adım atmak

Sadece düşünmek yerine bir şey yapmak

Bunlar küçük görünebilir ama praksisin özü zaten burada.

Ben bunu düşündüğümde aklıma şu geliyor:

Bazen en büyük değişimler, sabah “bugün erken kalkacağım” deyip gerçekten kalktığın gün başlıyor.

Evet, çok basit.

Ama aynı zamanda inanılmaz zor.

İzmir Gün Batımı ve Praksis Üzerine Son Düşünceler

Kordon’da gün batımını izlerken herkes biraz filozof olur ya… işte o anlardan biri.

Deniz var, rüzgâr var, insanlar var.

Ve ben yine düşünüyorum:

“Marx’a göre praksis nedir?”

Cevap bir anda kafamda netleşmiyor.

Ama şunu hissediyorum:

Praksis, sadece dünyayı değiştirmek değil. Aynı zamanda dünyayla birlikte değişmek.

Ve belki de en önemlisi, o değişimi ertelememek.

Ama sonra biri yanımdan geçiyor, dondurma düşürüyor, ben gülüyorum ve bütün felsefe dağılıyor.

Hayat biraz böyle zaten.

Modahabercisi sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. “Marx’a göre praksis nedir” hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın!

Son Bir İç Ses: “Tamam, Şimdi Ne Yapıyoruz?”

Bazen teori çok net olur, ama hayat daha net değildir.

Marx’a göre praksis nedir sorusunun cevabı kitaplarda var, evet.

Ama asıl cevap, sabah kalktığında verdiğin küçük kararlarda saklı.

Ve belki de en garip gerçek şu:

Bunu bilmek bile tek başına yeterli değil.

Çünkü praksis, bilmek değil; yapmakla ilgili.

Ve ben bunu düşünürken bile, aklımın bir köşesinde şu ses var:

“Tamam da… bugün ne yapıyoruz?”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://tufti.net https://metekaplastik.com.tr https://mekamakine.com.tr Sitemap
tulipbetelexbett.net