Kayseri’de Sessiz Bir Akşam
Bugün Modahabercisi sayfasında “Telefon kayıtları dinlenir mi” üzerine hazırladığımız içeriği sizlerle buluşturuyoruz.
Kayseri’de akşamlar hep biraz sert gelir bana. Rüzgâr Erciyes’ten inerken sokakların arasına karışır, sanki her köşe başında yarım kalmış bir cümle saklıdır. Ben de 25 yaşında, kendi içine fazla dönen, defter sayfaları dolup taşan biriyim. Günlük tutmak benim için bir alışkanlıktan öte; bazen nefes almak gibi.
O gün de böyle bir akşamdı. İşten çıkmış, otobüs durağında beklerken elimde telefonum vardı. Ekrana bakmıyordum aslında, sadece tutuyordum. İnsan bazen bir cihaza tutunarak kendini daha güvende hissediyor. O sırada içimde tuhaf bir huzursuzluk vardı. Açıklayamadığım, adı konmamış bir şey.
O gün gelen mesaj
Telefonum titredi. Bildirim ekranına düştü bir mesaj. Kısa, soğuk ve beklenmedik.
“Bugün görüşülen kişiyle ilgili kayıtlar inceleniyor.”
Bir an anlamadım. Gözlerimi kırpıştırdım. Sanki mesaj Türkçe değilmiş gibi tekrar okudum. Kalbim bir anda hızlandı. İçimde garip bir boşluk oluştu, sanki yere basmıyormuşum gibi.
O an aklımdan geçen tek şey şuydu: Telefon kayıtları dinlenir mi?
Bu soruyu kendi kendime sormam bile tuhaftı. Çünkü insan böyle bir şeyi önce başkasından duymalıydı, değil mi? Ama ben o anda sanki birinin beni izlediğini, konuşmalarımı duyduğunu, hatta düşüncelerimi bile kayda aldığını hissettim.
Otobüs geldi ama binmedim. Ayaklarım geri geri gitti. Banka oturdum. Telefonu tekrar açtım. Mesaj oradaydı. Silinmemişti. Bu bile daha kötü hissettirdi.
Telefon kayıtları dinlenir mi?
Bu soru kafamın içinde yankılanmaya başladı. Bir yandan mantığım “saçmalama” diyordu, diğer yandan içimdeki huzursuzluk büyüyordu.
İnsan bazen bilgiyle değil, korkuyla düşünür. Ben de o an öyleydim. Telefonum elimdeydi ama artık bir iletişim aracı gibi değil, sanki bir gözetleme cihazı gibi görünüyordu.
Bir süre sonra kendimi internet aramalarında buldum. “Telefon kayıtları dinlenir mi?” yazdım. Sayfalarca şey çıktı. Kimisi teknik açıklamalar yapıyor, kimisi ihtimalden bahsediyor, kimisi ise bunun çok özel durumlarda olabileceğini söylüyordu.
Ama ben neyi okursam okuyayım, içimdeki o his değişmiyordu. Sanki biri benim hayatımın bir köşesinden sesleri dinlemişti. Benim farkında olmadığım bir yerden.
Şüpheyle büyüyen gece
Eve döndüğümde sessizlik daha ağırdı. Evdeki her eşya bana farklı bakıyordu sanki. Telefonu masaya koydum ama gözüm hep üzerindeydi. Bildirim sesi bile içimi ürpertiyordu.
O gece defterimi açtım. Yazmaya başladım ama kelimeler dağınıktı.
“Eğer gerçekten telefon kayıtları dinlenir mi diye soruyorsam, bu bile bana ne kadar güvensiz hissettiğimi gösteriyor.”
Sonra durdum. Kalem elimde kaldı. Çünkü yazdıkça daha da gerçek oluyordu.
Bir yandan da kafamda başka bir şey dönüyordu. Ya gerçekten dinleniyorsa? Ya bir şeyler yanlış gidiyorsa? Ya ben farkında olmadan bir şeylerin ortasında kalmışsam?
Bu düşünceler insanı içeriden kemiriyor. Dışarıdan bakınca hiçbir şey yok gibi ama içeride büyük bir gürültü var.
Hatıraların içinde kaybolmak
O gece eski konuşmalarımı dinlemek istedim. Belki de kendimi rahatlatmak için. Arkadaşlarımla, ailemle, sıradan gündelik konuşmalar…
Ama dinledikçe daha da garip hissettim. Sanki kendi sesim bile bana yabancı geliyordu. Her kelimenin arasında “acaba biri bunu duydu mu” düşüncesi dolaşıyordu.
İnsan bir kez şüpheye düştüğünde, artık her şey anlamını değiştiriyor. Normal bir cümle bile başka bir şeye dönüşüyor.
Ertesi gün işteyken bile dikkatimi toplayamadım. Masada otururken sürekli telefonuma baktım. Sanki biri oradan beni izliyormuş gibi.
Bir ara içimden şu geçti: “Ben sadece yaşıyorum, neden bu kadar izleniyormuş gibi hissediyorum?”
Gerçekle yüzleşmeye yaklaşırken
Bir arkadaşım fark etti halimi. Kahve içmeye çıktığımızda yüzüme uzun uzun baktı.
“Bir şey mi oldu?” dedi.
Bir an durdum. Anlatmak istedim ama kelimeler boğazımda kaldı. Çünkü anlatınca daha gerçek olacakmış gibi hissettim.
Sonra sadece şunu söyledim: “Telefon kayıtları dinlenir mi sence?”
Güldü önce. Hafif bir gülümseme. Ama sonra ciddileşti.
“Ne oldu sana?” dedi.
O an anladım, ben aslında bir teknik sorunun içinde değildim. Ben bir güvensizliğin içindeydim.
İnsan bazen dış dünyadan değil, kendi zihninden korkar.
İçimde büyüyen yalnızlık
Günler geçtikçe o düşünce tamamen kaybolmadı ama şekil değiştirdi. Artık daha sessizdi, ama daha derindi.
Telefonuma bakarken artık sadece bir cihaz görmüyordum. Bir ihtimal görüyordum. Bir bilinmezlik.
Ama zamanla başka bir şey fark ettim. Asıl mesele dinlenip dinlenmemek değildi. Asıl mesele benim kendimi ne kadar güvende hissettiğimdi.
Çünkü güven olmayınca, her şey tehdit gibi görünüyordu. En basit mesaj bile.
Kayseri’nin sokaklarında yürürken, Erciyes’e bakarken, içimde garip bir sakinlik oluşmaya başladı. Belki de her şey düşündüğüm kadar büyük değildi. Belki de bazı soruların cevabı teknik değil, duygusaldı.
Bir gece defterin son sayfası
Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Tekrarlı çarpımı nedir ?
Sizin İçin Seçtik: Telefon dinlenmesini kimler yapabilir ?
Defterimi tekrar açtım. Bu kez daha sakin yazdım.
“Telefon kayıtları dinlenir mi bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var. Ben bazen kendi iç sesimi bile dinlemeyi abartıyorum. Ve bu beni yoran şey dış dünya değil, içimdeki şüphe.”
Kalemi bıraktım. O an içimdeki gürültü biraz azalmıştı.
Telefon masadaydı. Bildirim gelmedi. Sessizlik vardı.
Ama bu kez o sessizlik korkutucu değildi.
Sadece vardı.
Ve ben ilk defa o sessizliğin içinde kendimi biraz daha yerimde hissettim.