Şikayetten Sonra İfadeye Ne Zaman Çağrılır?
O Anı Unutamıyorum
Kayseri’nin soğuk bir akşamıydı. Dışarıda kar yağıyor, penceremin kenarlarında minik su damlaları birikiyordu. İçimde bir korku, bir kaygı var ama bunun adı ne olduğunu tam olarak bilmiyorum. Yine de her şeyin yavaşça bir şekilde normalleşmesini bekliyordum. Ama bir şey vardı ki, o anı asla unutamayacağım; şikâyet sonrası ifadeye çağrılma meselesi.
Bir gece, geceyi erken bitirmeyi planlarken, telefonum çaldı. “Bir ihbar var.” dedi polis. “İfadenizi alacağız.” Söyledikleri birkaç cümle içinde her şey anlamını kaybetmişti. “Ne zaman çağırılacağım?” diye sormuştum. Gözlerim kararmıştı, fakat bir şekilde bir şeyleri halledeceğimi biliyordum. O an, zamanın nasıl geçtiğini bilemedim.
Herkesin Beklediği O An
Sabah, uyandığımda saat çoktan 11 olmuştu. Dün geceden kalan buğulu düşüncelerle kahvemi hazırladım. Hiçbir şey yolunda değildi. O gün gündelik işlerimle uğraşmak istesem de, içimdeki o huzursuzluk her adımımı takip ediyordu. Şikayetten sonra ifadeye çağrılma meselesi, neden böyle yoğun bir endişe yaratmıştı? Bunu anlamam için biraz daha zamanım vardı.
Telefonumu elime aldım. Duygularım birbirine karışmıştı; bir yanda korku, diğer tarafta da bir umut vardı. Belki de sadece bir formaliteydi, değil mi? Ya da belki daha derin bir şey vardı, kim bilir? Şikâyet nedendi, kimdi, ne olmuştu, hiçbiriyle ilgilenmeye takatim yoktu. Ama içimde o duygu hep vardı, bıçak gibi kesen bir hissiyat: Ne zaman ifadeye çağrılacağım?
Korkular ve Umutlar Arasında
Gün ilerledikçe içimdeki endişe de büyümeye başlamıştı. Bir tarafta korku, diğer tarafta da bir umut var. Korkuyordum çünkü bir şeyin yanlış gitmesinden endişeleniyordum. Umarım her şeyin yolunda gitmesi için elimden geleni yapabilirim diye düşünüyordum. Ama en çok, bir cevapsız çağrıyı beklemenin verdiği çaresizlikti. O kadar çaresizdim ki, her şeyin öylesine belirsiz ve karışık olduğu bir noktadaydım ki, hiçbir şeyin tam olarak ne olduğunu anlayamıyordum.
Hemen sonrasında polis beni aradı. Sadece birkaç cümleyle ifade alacaklarını söyledi. “Hadi bakalım, o zaman.” dedim, içimden. Birkaç dakika sonra, başımda bir ağırlık ve içimde bir boşluk hissettim. Öyle ya da böyle, yaşadığım an her şeyin önündeydi.
O an, korku ve belirsizliğin ortasında kalmıştım ama yine de bazı şeyleri değiştirebilecek gücüm olduğunu düşündüm. Şikâyet sonrası ifadenin alınacağı zaman, içindeki belirsizliğe dayanamayan bir insan, ne yapacağına karar vermeye çalışırken, belki de hiç görmediği bir duyguyu keşfeder.
Sonunda Huzuru Bulmak
Sonra o gün geldi. Kapı çaldı. Yavaşça ve temkinli bir şekilde açtım. Polis memurları karşımdaydı. Neden bu kadar beklemiştim ki? Şikayetten sonra ifadenin alınacağı o günü belirsiz kılan her şey, sonunda yerini normalliğe bırakmıştı. Ne kadar korksam da, doğruyu söyledim. Gerçekten de, ifade anı, insana, içindeki duyguların bir araya geldiği bir anı sunuyor. O an, insanın kendini kaybetmesi ve doğruyu bulmaya çalışması arasında bir yerde duruyor.
Şikayet sonrası ifadenin alındığı o anı yaşamak, hayatın bazen karmaşık ve korkutucu olduğunu kabul etmekti. Ama ne olursa olsun, her zaman bir umut vardı. O gün, kaybolan bir huzuru yeniden bulduğum gün oldu. Çünkü bazen beklemek, bazen korkmak, sonunda gerçekten ihtiyacımız olan şeyi görmek için gerekebiliyordu.
Ve o anı, o karanlık geceyi geride bırakarak, yeni bir başlangıç yapmak istedim.