Sağlıklı İftar Nasıl Olmalı? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından Bir Bakış
Ramazan, sadece oruç tutmakla ilgili değil; aynı zamanda insanların toplumsal bağlarını güçlendirdiği, ailevi geleneklerin yaşatıldığı ve toplumsal adaletin yeniden sorgulandığı bir dönem. Ancak iftar saati geldiğinde, özellikle “sağlıklı iftar nasıl olmalı?” sorusu biraz daha derinleşiyor. Çünkü iftar sadece bir yemeği değil, içinde bulunduğumuz toplumun farklı katmanlarını, gruplarını ve bireylerin farklı ihtiyaçlarını da barındırıyor. Sağlıklı bir iftar, fiziksel sağlığımız kadar, toplumsal adaletin ve çeşitliliğin farkında olduğumuz, herkese eşit ve adil imkanlar sunduğumuz bir yaklaşım olmalı. Peki, sağlıklı bir iftar gerçekten herkes için aynı şekilde olmalı mı?
Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden Sağlıklı İftar
Birçok İstanbul sokaklarında, özellikle iftar saatlerinde gözlemlediğim bir şey var: Kadınların ve erkeklerin iftar hazırlığı, genellikle çok farklı şekillerde oluyor. Kadınlar çoğu zaman mutfakta daha fazla vakit geçiriyor, yemeklerin hazırlanmasında daha fazla görev alıyor. Bu durum, elbette her ailede geçerli değil ama birçok geleneksel evde hâlâ bu şekilde. Bu durumun sadece toplumsal normlardan değil, aynı zamanda kadınların ev içindeki “doğal” rolüyle de bağlantılı olduğunu düşünüyorum.
Bir kadının iftar hazırlığında harcadığı çaba, onun fiziksel sağlığını etkileyebilir. Mutfakta uzun süre kalmak, hızlı yemek pişirme telaşı, bazen besinlerin dengesiz bir şekilde hazırlanmasına yol açabiliyor. Bir başka yandan, sosyal baskılar ve idealize edilmiş kadın figürleri, beslenme alışkanlıklarını olumsuz etkileyebilir. Kadınların yemek yaparken sağlıklı iftarın gerekliliklerini göz ardı etmeleri veya daha fazla yük altına girmeleri, toplumsal cinsiyet rollerinin günümüzde hala ne kadar güçlü bir biçimde var olduğunu gösteriyor.
Erkekler ise genellikle iftar masasında yemekleri toplamak, misafirleri ağırlamak gibi daha görünür görevlerle ilgileniyor. Sağlıklı iftarın ne olması gerektiği konusunda, toplumda erkeklerin daha az bilgi sahibi olabileceğini düşünüyorum. Yani, kadınlar mutfakta vakit geçirirken, erkekler genellikle sofrada neyin sağlıklı olduğuna dair fazla düşünmüyor. Bunu, sadece bireysel bir tavır değil, toplumsal cinsiyetin dayattığı roller olarak görmek gerek.
Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Sağlıklı İftar
İstanbul gibi kozmopolit bir şehirde, iftar saatlerinde farklı grupların ve bireylerin ihtiyaçları çeşitleniyor. Bir yanda geleneksel Türk mutfağının zengin iftar menüsü var, diğer yanda ise vegan, vejetaryen, glutensiz veya düşük karbonhidratlı seçenekler arayan insanlar… Burada, sağlıklı iftarın tanımı, toplumsal çeşitliliğe göre değişiyor. Sosyal adalet anlayışıyla bakıldığında, tüm bireylerin, kültürel ve bireysel farklılıkları göz önünde bulundurularak, iftar sofralarında eşit haklara sahip olması gerekir.
Mesela, sokakta ya da toplu taşımada Ramazan ayında sıkça karşılaştığım bir durum, insanların farklı dinlerden veya inançlardan olması. Fakat, toplumumuzda çoğu zaman “iftağın sağlıklı olması” genellikle herkesin aynı şekilde yiyebileceği bir yemek düzenine dayanıyor. Oysa bazı insanlar için iftarın sağlıklı olması demek, örneğin şeker hastalığına uygun bir menü ya da glutensiz bir seçenek demek olabilir. Bu çeşitliliği dikkate almak, aslında toplumsal adaletin en temel yapı taşlarından biri.
Bir örnek üzerinden düşünelim: İşyerinde iftar düzenleniyor, çalışanlar arasındaki bazı kişiler, özellikle çocuklar ya da yaşlılar, çok yağlı ve ağır yemeklerden kaçınmak zorunda olabilirler. Ancak menü, genellikle her yaşa hitap eden, herkesi düşünmeyen, sadece en yaygın diyet tercihlerine dayalı olarak hazırlanıyor. Bu durumda, sağlıklı iftar denilen şey aslında sadece belirli bir grup için sağlıklı olabiliyor. Eğer işyerinde bir denge sağlanarak, farklı beslenme ihtiyaçları gözetilerek menü oluşturulursa, o zaman toplumsal çeşitlilik gerçek anlamda göz önünde bulundurulmuş olur.
Herkes İçin Sağlıklı İftar: Birlikte Daha Güçlüyüz
Sağlıklı iftarın tanımının evrensel bir doğrusu yok. Herkesin bedeni, beslenme alışkanlıkları ve sağlık durumları farklı. Çeşitlilik, toplumun zenginliğini oluşturuyor. Eğer bizler sağlıklı bir iftar yapmak istiyorsak, önce çevremizdeki insanları, onların ihtiyaçlarını ve tercihlerinin farkında olmalıyız. Bu, sadece fiziksel sağlığımızla ilgili bir mesele değil; sosyal adaletin ve eşitliğin de bir göstergesidir. Toplumsal cinsiyet, kültürel çeşitlilik ve bireysel farklılıklar göz önüne alındığında, sağlıklı bir iftar, her bireyin ihtiyaçlarına ve yaşam tarzına uygun olmalıdır.
İstanbul sokaklarında, işyerlerinde, okullarda gördüğüm bir şey var: İftar saatlerinde herkes farklı bir hızda, farklı bir şekilde yiyip içiyor. Kimisi uzun sohbetler eşliğinde ağır yemekler yerken, kimisi hafif bir şeyler tercih ediyor. Hepimiz farklıyız, ama bu farklılıklar, sağlıklı iftarın nasıl olması gerektiği konusunda da çeşitliliği yaratıyor. Sonuç olarak, sağlıklı iftar demek, sadece bedensel değil, toplumsal sağlık anlamına gelir.
Peki, bizler ne kadar farkındayız? Eğer sağlıklı iftarı, sadece fiziksel sağlığımızı düşünerek yapıyorsak, toplumsal sağlığı göz ardı etmiş olur muyuz?