Değişken Terimi Nedir?
Veriyle uğraşan biri olarak, değişken terimi bana her zaman biraz büyülü gelmiştir. Çünkü değişkenler, her türlü analizin, modellemenin ve veriye dayalı karar almanın temelini atar. Ama ne kadar büyülü olsa da, değişken kavramı pek çok kişi için karışık ve soyut bir terim olabilir. Bu yazıda, “değişken” teriminin ne olduğunu anlamaya çalışırken, hem kişisel gözlemlerime hem de teorik bilgilere yer vereceğim. Bu şekilde hem mühendislik bakış açımı hem de sosyal bilimlere olan ilgimi birleştirerek, değişkenin ne olduğunu daha anlaşılır bir şekilde açıklamayı hedefleyeceğim.
Değişken Nedir?
Kendimi bir ekonomist olarak tanımladığımda, “değişken” terimi hemen kafamda büyük bir rol oynar. Çünkü bir ekonomideki değişkenler, enflasyon, işsizlik, faiz oranları gibi parametrelerin her biri, ekonomi teorilerinin içinde başrol oynar. Ama işin içine matematiksel bir bakış açısı girdiğinde, değişkenler biraz daha soyut bir hale gelir.
Değişken, temelde bir şeyin farklı değerler alabilen bir özelliğidir. Yani sabit olmayan bir şeydir. Kendi hayatıma dönersem, değişkeni şöyle örneklendirebilirim: Hatırlıyorum, çocukken yaz tatillerinde Konya’daki evimizin bahçesinde sürekli koşardım. Her gün farklı bir hızda koşmam, farklı mesafelerde koşmam bana değişken gibi gelirdi. Çünkü her seferinde o mesafe ya da hız değişebilirdi. Matematiksel anlamda, mesafe ya da hız, değişken olurdu. Yani her biri farklı değerler alabilirdi.
Bir başka örnek ise okul yıllarımda, ekonomi derslerinde öğrendiğim arz-talep dengesini hatırlatıyor. Arz, talep, fiyatlar gibi kavramlar birbirine bağlı değişkenlerdi. Birinin değişmesi, diğerini de etkilerdi. İşte bu, değişken terimi ile ilgili temel anlayışlardan biriydi.
Değişken Terimi İstatistiksel ve Matematiksel Açıdan
İçimdeki mühendis biraz daha analitik bakıyor ve diyor ki: “Değişken terimi aslında istatistiksel ve matematiksel açıdan çok net bir anlam taşır.” Matematiksel ve istatistiksel bakış açısıyla, bir değişken bir veri kümesinde yer alan, farklı değerler alabilen öğedir. Bu öğe, genellikle gözlemler arasında değişiklik gösterir.
Örneğin, bir okulun öğrencilerinin sınav notlarını düşünelim. Bu sınav notları, bir değişkendir çünkü her öğrenci farklı bir not alacaktır. Burada her bir öğrencinin aldığı not, bir gözlem birimi olarak kabul edilir ve bu gözlem birimlerinin aldığı değerler (yani sınav notları) değişkeni oluşturur. O zaman bu değişkenin adı “sınav notu” olabilir. Ancak, aynı öğrencinin bir hafta sonra alacağı sınav notu da değişebilir, bu yüzden “sınav notu” değişkeni sürekli olarak farklı değerler alabilir.
Değişken Türleri
Veri analizine ilgim arttıkça, değişkenlerin çok farklı türleri olduğunu fark ettim. Mesela, bir değişken sayısal olabilir, bir diğeri ise kategorik olabilir. Sayısal değişkenler, belirli sayılarla ifade edilir ve bu sayılar arasında matematiksel işlemler yapılabilir. Örneğin, gelir düzeyi ya da yaş gibi değişkenler sayısaldır. Bu tür veriler, genellikle ortalama, standart sapma gibi hesaplamalarla analiz edilir.
Diğer taraftan, kategorik değişkenler ise sınıflar arasında yer alan değişkenlerdir. Örneğin, bir kişi “erkek” ya da “kadın” olabilir, ya da bir ürün “yüksek kalite”, “orta kalite” ya da “düşük kalite” kategorisinde yer alabilir. Bu tür değişkenlerde sayısal hesaplamalar yapmak zor olacağı için, analizler genellikle oranlar ya da yüzdeler üzerinden yapılır.
Değişken ve Gerçek Dünya: Örnekler ve Hikayeler
Değişken terimi, yalnızca matematiksel ya da bilimsel alanlarda değil, günlük hayatımızda da sıkça karşılaştığımız bir kavram. Örneğin, iş hayatımda müşteri taleplerine dayalı olarak analizler yaparken, talep edilen ürün sayısı (bir sayısal değişken) ile müşterinin memnuniyet seviyesi (belki kategorik bir değişken) arasındaki ilişkiyi inceleyebilirim. Bu ilişkiyi anlamak için çeşitli veri toplama teknikleri kullanırım ve her bir değişkenin etkisini ayrı ayrı gözlemlerim.
Bir başka örnek ise, ekonomiye duyduğum ilgiyi hatırlatıyor. Türkiye’deki işsizlik oranı, enflasyon oranı gibi ekonomik değişkenler, bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen faktörlerdir. Örneğin, işsizlik oranı bir değişkenken, bu oran yükseldiğinde insanların harcama alışkanlıkları, genel tüketim düzeyleri de değişebilir. Yani, ekonomik değişkenlerin ilişkisi, bir ülkenin gelecekteki ekonomik durumu hakkında tahminler yapmamıza yardımcı olabilir.
Değişkenler ve Veri Analizi
Veriyle ilgilenen biri olarak, değişkenlerin doğru bir şekilde tanımlanması ve analiz edilmesi gerektiğini çok iyi biliyorum. İş dünyasında ya da bilimsel araştırmalarda, değişkenlerin doğru kategorilere ayrılması ve her birinin farklı analiz teknikleriyle incelenmesi, doğru sonuçlar elde etmek için şarttır. Bunun yanı sıra, doğru bir değişken analizi yapabilmek için her bir değişkenin neyi temsil ettiğini anlamak çok önemlidir.
Veri analizlerinde genellikle bağımlı ve bağımsız değişkenler terimlerini duyarız. Bağımsız değişken, kendi başına değişen bir faktördür ve genellikle bir sonucu etkilemesi beklenir. Bağımlı değişken ise, bağımsız değişkenin etkisiyle değişir. Ekonomi derslerimde sıkça karşılaştığım örneklerden biri, bir ülkenin gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYİH) büyüme oranı ile olan ilişkisidir. GSYİH büyümesi bağımlı değişkenken, faiz oranı gibi faktörler ise bağımsız değişkenlerdir.
Sonuç
Değişken terimi, aslında hayatımızın her anında karşımıza çıkan, bizim için çok önemli ama çoğu zaman gözden kaçan bir kavramdır. Matematiksel bir bakış açısıyla değişkenler, sayılarla ifade edilen ve analiz edilebilen öğelerdir. Ancak günlük yaşamda da çok geniş bir anlam taşır. Ekonomik verilerden, kişisel deneyimlere kadar her şey bir değişkendir ve her biri kendi içinde farklı değerler alabilir.
Veriyle ilgili her şeyde olduğu gibi, değişkenlerin doğru şekilde tanımlanması, anlamlandırılması ve analiz edilmesi, doğru kararlar almamızı sağlar. Sonuç olarak, değişkenler bizim hayatımıza yön veren, hayatımızı anlamamıza yardımcı olan ve sürekli değişen öğelerdir.