İçeriğe geç

Bilinçsiz taksir şikayete tabi mi ?

Bilinçsiz Taksir Şikâyete Tabi Mi? Tarihsel Kökeninden Güncel Hukuki Tartışmalara

Geçmişten Bugüne: Taksir Kavramının Evrimi

Hukuk tarihinde “kusur” meselesi, kasıt ya da kast dışı sorumluluk ihtiyacı doğdukça şekillenmiştir. Eskiden “kasıt” ile suçlanan davranışlar, zamanla “ihmal” ve “dikkatsizlik” gibi kast dışı kusurların da cezalandırılması gerekliliğini doğurmuştur. Bu değişim, hukuk sistemlerinde “taksir” kavramının benimsenmesiyle mümkün olmuştur. Türk Ceza Kanunu (TCK) ile birlikte, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışların da suç sayıldığı; ancak sorumluluğun niteliği, kasttan farklı olarak düzenlendiği bir sistem kurulmuştur. ([CezaMakale.tr][1])

Taksirin, basit (bilinçsiz) taksir ve bilinçli taksir olmak üzere iki biçimi vardır. Basit taksir, failin sonucu öngörmemesi ile; bilinçli taksir ise sonucu öngörmesine rağmen “olmaz” diyerek hareket etmesi ile karakterizedir. ([buraksenhukuk.com][2]) Bu sınıflandırma, hem sorumluluğun derecesini hem de soruşturma prosedürlerini etkiler. Tarihsel olarak, bu ayrım sayesinde ceza hukukunda kast dışı sorumluluğa net sınırlar kazandırılmıştır — ancak tartışmalar hâlâ süregelmektedir.

Taksirli Suçlarda Şikâyet Sistemi: Ne Değişti?

Geçmişte birçok ceza hukuku rejiminde, ihmal sonucu doğan zararların da cezaî yaptırıma tabi olması tartışmalıydı. Günümüzde ise birçok hukuk sisteminde, ihmalin ağır sonuçlara yol açması hâlinde devletin resen harekete geçmesi kabul edilmiştir. Türkiye’de de durum kısmen böyledir: TCK m. 22, taksir kavramını düzenlerken, taksirli suçların cezai sorumluluk altında olabilmesi için kanunda açıkça belirtilmiş olmalarını şart koşar. ([DergiPark][3])

Buna karşın, soruşturma ve kovuşturma usulü bakımından taksirli suçların tamamında şikâyet aranmamaktadır. Özellikle, failin neticeyi öngörmüş ama gerçekleşmeyeceğini umarak hareket ettiği hâl olan bilinçli taksirde, şikâyet aranmadan resen soruşturma başlatılabileceği kabul edilir. ([Terthemishukuk][4]) Öte yandan, basit (bilinçsiz) taksir — örneğin dikkatsizlik sonucu yaralama veya ölüm — bazı suç tiplerinde şikâyete bağlı olabilir. Bu da fail ile mağdur arasındaki özel ilişki ve olayın niteliğine göre değişir. ([Avukat Ozan Soylu][5])

Bu açıdan bakıldığında, “bilinçsiz taksir şikâyete tabi mi?” sorusunun yanıtı, yalnızca taksir türüne değil; ayrıca suç tipine, neticenin ağırlığına ve yasanın düzenlemesine bağlıdır.

Günümüzdeki Akademik ve Uygulama Temelli Tartışmalar

Hukuk çevrelerinde iki temel tartışma sürmektedir: Birincisi, basit taksir türündeki eylemlerde şikâyet zorunluluğunun adalet ve kamu düzeni açısından ne ölçüde yeterli olduğu; ikincisi ise, failin kusur derecesi, özen yükümlülüğüne uygunluk ve neticenin öngörülebilirliği ölçütlerinin nasıl tespit edileceğidir.

Bazı uzmanlar, basit taksir olaylarının — özellikle trafik kazaları, iş kazaları ya da tıbbi hatalar — kamu düzeni ve genel güvenlik açısından toplumun tamamını ilgilendirdiğini; bu nedenle yalnızca mağdurun şikâyetine bağlı kalınmaması gerektiğini savunurlar. Böylece mağdur şikâyet etmese bile devletin resen soruşturma açması gerektiği görüşü yaygındır. Diğerleri ise, şikayet yükümlülüğünün bireysel hak – adalet dengesi açısından önemli olduğunu; çünkü herkes için resen soruşturma olması hâlinde ceza hukuku kullanımının genişleyip istismar edilebileceğini belirtir.

Ayrıca, kusur derecesi ve özen yükümlülüğünün görece soyut kavramlar olması, yargılama sürecinde mahkemelerin takdir yetkisini ön plana çıkarır. Bu da uygulamada karışıklıklara ve güvenlik kaygılarına neden olabilir. Bilinçsiz taksir ile bilinçli taksir arasındaki çizgi her zaman net değildir; bu sınır bulanıklaştığında, “şikâyete tabi mi?” sorusu da hukuki belirsizlik doğurur.

Sonuç: Bilinçsiz Taksir Her Zaman Şikâyete Tabi Değil

Özetle: Basit (bilinçsiz) taksir ile işlenen suçlarda — özellikle yaralama ya da ölüm gibi neticeler doğduğunda — yasanın şikâyet şartı öngördüğü haller olabilir. Bu durumda mağdurun şikâyet etmemesi, ceza soruşturmasını durdurabilir. ([Avukat Ozan Soylu][5])

Ancak failin sonucu öngörmüş ama gerçekleşmeyeceğini varsayarak hareket ettiği bilinçli taksir durumlarında, şikâyet aranmadan resen soruşturma ve kovuşturma açılması mümkündür. ([Terthemishukuk][4])

Bu nedenle “Bilinçsiz taksir şikâyete tabi mi?” sorusunun kesin bir “evet” ya da “hayır” ile cevaplanması doğru olmaz. Cevap, olayın niteliğine, taksir türüne ve yasanın ilgili düzenlemesine bağlıdır. Suçun nitelikleri, failin davranışı, mağdurun durumu ve toplum çıkarı birlikte değerlendirilmelidir.

[1]: “TCK 22 – Taksir (Ceza Hukukunda Bilinçsiz ve Bilinçli Taksir)”

[2]: “ŞEN HUKUK BÜROSU – Ceza Hukukunda Taksir Ne Demektir?”

[3]: “Ankara Barosu Dergisi » Makale » Türk Ceza Kanunu’nda Taksir”

[4]: “BİLİNÇLİ TAKSİR İLE TAKSİR KAVRAMI AYRIMI YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA”

[5]: “Crime of Negligent Bodily Harm in Turkish Law”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
tulipbetelexbett.net