Avrasya Tüneli Kaç Yılında Devlete Geçecek? Bir Genç Yetişkinin İçsel Yolculuğu
Giriş: Avrasya Tüneli ve Ben
Bazen bir yerin, bir şeyin zamanı gelir ve o şey bizim hayatımızın parçası olur. Kayseri’de yaşamak, çok büyük şehirlere yakın olmak gibi hisler doğuruyor bazen insanda. Bir gün İstanbul’a gitmek, o karmaşanın içinde kaybolmak, o güzel sokaklarda kaybolmak… Ama İstanbul’a gitmek, tek bir yerden çıkıp tam karşısına geçmek ne kadar zor olabilir ki diye düşünüyorum. İşte o zaman Avrasya Tüneli aklıma geliyor.
Geçen gün, Avrasya Tüneli’nin devlete geçeceği tarihi öğrendim. 2023 diyorlardı, ama sonra işler biraz karıştı ve bu tarihin 2026’ya kadar ertelendiğini duydum. Bir an bir hüsran hissettim. Tünel, o kadar uzaktı ki, gibi ama bir şekilde buna çok fazla duygusal bağ kurmuştum. Hem Avrasya Tüneli hem de benim hayatım, bir noktada kesişiyor gibi.
O Anki Hissiyatım: Ne Kadar Ertelenebilir?
Bunu size anlatırken biraz duygusal olabilirim, çünkü genç bir insan olarak bazen her şeyin hemen olmasını istiyorum. “Şimdi” diyordum hep, her şeyin bir an önce önüme serilmesini bekliyordum. Avrasya Tüneli, bana aslında sadece bir ulaşım yolu değil, geçişin, bekleyişin, sabrın bir sembolü gibi geliyordu. Zaten İstanbul’dan Kayseri’ye giderken geçeceğim bu tünel, bana orada yaşadığım duyguları en iyi şekilde yansıtacak gibiydi. Geçiş zamanı… O beklediğim an gelince her şey kolaylaşacaktı, her şey yerli yerine oturacaktı, öyle hissediyordum.
İstanbul’da bir sabah uyandım, yağmur yağıyor, gökyüzü bulutlarla kaplı. Hava çok bunaltıcı, boğucu. Bir yanda araba trafiği, bir yanda o kalabalığın içinde kaybolmuş insanlar. İşte o anda, birden aklıma Avrasya Tüneli geldi. Belki de bu tünel, hem İstanbul’un hem de kendimin bir geçiş yolu olacaktı. Ama birden 2023 yerine 2026’yı duyunca, içimde bir eksiklik hissi oluştu. O kadar beklemem gerekmez miydi? Hep “yakın” düşündüm, ama beklemek, bu duyguyu daha derin yaşamak, yavaşça hazmetmek gerekiyordu galiba. O kadar çabuk geçmeyebilir her şey.
İç Sesim: “2026’da… Sadece 3 Yıl Daha…”
Bu düşüncelerle odaya dönerken, yolda bir arkadaşımla karşılaştım. Sohbetimiz sıradan başladı ama konu dönüp dolaşıp yine aynı yere geldi: “Avrasya Tüneli ne zaman devlete geçecek, biliyor musun?” dedi. “2026’da,” dedim.
Arkadaşım: “Hı, demek hala 3 yıl daha var.”
Ben: “Evet, 3 yıl…”
Arkadaşım: “İlginç değil mi? 3 yıl, çok uzun bir süre. Ama her şeyin bir zamanı var, değil mi?”
İçimde bir yerlerde, “Evet, her şeyin bir zamanı var” düşüncesi yankılandı. Gerçekten de… Zamanı gelince, her şey olacak. Bu düşünce biraz daha rahatlatıcıydı ama bir yandan da neden bu kadar beklemek zorundayız? Bu soruyu içimde defalarca sorarken, daha fazla sabır gerektiren bir süreç olduğunu fark ettim. Hem Avrasya Tüneli hem de hayatım… Belki de bazen, geçişlerin zaman alması gerekiyordur.
Geçişin Kendisi: Beklemek ve Umut
Bir sabah, Kahvaltı masasında annemle konuşurken yine aynı konu açıldı. Avrasya Tüneli’nin 2026’da devlete geçeceğini duyduğumda, annemin gözlerinde bir rahatlama hissettim. O da zamanın çok kıymetli olduğunu, hayatın kendisinin bir geçiş olduğunu ve her şeyin bir zamanla olduğunu söylüyordu.
Anneme bakarak, “Ama 3 yıl sonra, yine de sabırsız hissediyorum. Sanki hiçbir şey hemen olmuyormuş gibi geliyor.” dedim.
Annem: “Her şeyin bir zamanı var, oğlum. Bu tünel sadece bir yol değil, geçişin sembolü. O kadar hızlı değil her şey. Her şey kendi hızında olur, yeter ki doğru zamanda doğru yerdesin.”
Ben: “Ama 3 yıl! Üç yıl boyunca beklemek….”
O an gerçekten bir huzur buldum. Beklemek, belki de o kadar kötü değildi. Bazen bir yolculuğu sabırla beklemek, varış noktasını daha değerli kılabiliyordu. Avrasya Tüneli’nin devlete geçişinin ertelenmesi de, belki sabırlı olmak adına bana bir ders vermişti. Ama içimde bir şey vardı, beklerken umudu kaybetmemek… Belki de, o tünelin geçişi aslında sadece bir fiziksel yol değil, insanın içsel yolculuğunun da bir simgesiydi.
Sonuç: Umut ve Sabır
O an düşündüm, belki de bazen her şeyin aceleye getirilmesi gerekmez. Zaman her şeyin en güzel halini ortaya çıkarır. 2026 yılında Avrasya Tüneli devlete geçse de, belki de o gün geldiğinde içimdekileri daha farklı hissedeceğim. O tünelden geçerken belki de o kadar çok anlam yükleyeceğim ki, hayatımın geçişiyle de bütünleşecek.
Şu anda ne hissettiğimi çok net anlatamıyorum ama şunu söyleyebilirim: Sabır… Belki de her şeyin en güzel yanıdır. 3 yıl beklemek, zamanı geldiğinde bu geçişi hem içsel hem de fiziksel olarak yaşamak, belki de beklediğime değecek. Çünkü bu geçişi yaparken, umut da benimle olacak.