Gaziantep Doğu Görevi Mi?
1. Gaziantep ve Doğu Görevi: Kafada Çözülemeyen Bir Düğüm
İzmir’de yaşayan biri olarak, “doğu görevi” kavramı bana her zaman biraz meraklı, biraz da komik gelmiştir. Çevremde, özellikle de askerlik mevzularına girdiğimizde, Gaziantep’in adı sıkça geçer. Yani, bir yanda Gaziantep’in mutfağından bahsederken, diğer yanda “doğu görevi”nden bahsedilir. Düşünüyorum: “Ya ben gerçekten neye kalktım şimdi? Gaziantep doğu görevi mi? Bu iki kelime bir arada ne demek oluyor? Bunu nasıl anlatırım?”
Böyle durumlarda, bir yandan gülüp geçiyorsunuz ama bir yandan da kafanızda küçük bir fırtına kopuyor: “Doğu görevi, bu kadar yakınken nasıl bu kadar uzak olabilir ki?” Kıssadan hisse; Gaziantep’e gitmek isteyenler için orada yaşanacak her şey biraz “gizemli” bir macera gibi görünüyor.
2. Gaziantep’in Kendisini Tanımaya Başlamak
Gaziantep deyince, ilk aklıma gelen şey sadece “yemek”. Tabii ki! Yemek bir hayat tarzıdır, bir öğün değil. Gaziantep mutfağının orada yaşayan herkesin temel insanlık hakkı olduğunu düşünmekteyim. Bakıra bakıp aklıma gelen ilk şey, baklava, kebap, fıstık, ve daha fazlası. Bu kadar lezzetli bir şehirde “doğu görevi” yapmak, sanki her gün oraya gidip yemekle ilgili bir soru çözüyormuşsunuz gibi bir şey olabilir. “Fıstık yemeyi seviyorsan, o zaman doğu görevi senin için.”
Yani, izmirli biri olarak ben de Gaziantep’e gittiğimde önce biraz garipsedim. “Vay be, ben buraya tatlı bir kaçamak yapmak için mi geldim, yoksa arka planda bir ‘doğu görevi’ beni bekliyor mu?”
“Efsane bir kebap yedim” diye anlatırken arkadaşlarımı düşündüm. “Kebap değil, hayatın kendisini yedim” diye anlatmalıyım, çünkü Gaziantep, bir bakıma doğu göreviyle özdeşleşmiş bir şehir. Tabii, bu şehre gitmek, askerlik gibi bir yükümlülük hissettirmiyor ama kendi tarzında bir “sınav” oluyor.
3. Bir Gaziantep Anlatımı: Kısa Bir Diyalog
Bir gün, Gaziantep’e gideceğim bir iş seyahati sebebiyle, yolda bir arkadaşımın çağrısına takıldım. Arkadaşım, bana “Şimdi senin neyin var, ciddiye almazsan bu işin altından kalkamazsın!” diye bağırarak başladı. “Ya Allah, ne oluyor?” dedim, biraz canım sıkılmıştı.
Arkadaş: “Abi, Gaziantep’te seni neler bekliyor biliyor musun?”
Ben: “Yok, nedir?”
Arkadaş: “Yemek, fıstık ve tabii ki doğu görevi! Sonra şehri gez, tur at. Ama hepsi doğu görevi.”
Ben: “Aha, ben şimdi gezip yemek yiyeceğim mi yoksa bir yanda çalışıp bir yanda ‘savaşmaya mı’ gideceğim?”
Ve birdenbire, o an aslında Gaziantep’in sıradışı havası beynimde şekil almaya başladı. “Gaziantep, yediğin yemeğin yanı sıra, seni bir şekilde sınar. Kendi ruhsal durumunla mücadele edeceksin burada.”
4. Gaziantep ve Zihinsel Savaş: Doğu Görevi mi?
Gaziantep’te yemeklerin en lezzetli olanı bile, bir şekilde size “doğu görevi” gibi bir hissiyat yaratıyor. “Sürekli sınavdaymışsın gibi hissetmek nasıl bir şey olurdu?” Bunu bir düşünün. O sırada yanınıza gelen tatlı, tuzlu her şey, birdenbire zihinsel olarak size sorular sormaya başlıyor. “Neden daha fazlasını yemiyorsun?” derken, midenizde dans eden kebaplar ve baklavalar, aklınızın başka köşelerine de göz atıyor.
Böylece, her yediğiniz baklava, sizin bir görev gibi başka bir şey yapmanızı bekliyor. Yani, “doğu görevi mi?” dediğinizde, bence tam olarak bu: Yediğiniz yemeğin sizi çağırdığı, ruhsal anlamda bambaşka bir yere götürdüğü bir deneyim.
5. İçimden Bir Ses: ‘Şimdi Ne Olacak?’
Bir an, o dönemdeki baklava tadımım aklıma geldi. “Bu baklava ne kadar tatlı, ya da ben miyim tatlı?” İç sesim, gaziantep sokaklarında yürürken bana başka bir şey anlatmaya başladı: “Bu şehir sana hayatı öğretmeye çalışıyor, her ısırıkta biraz daha fazla öğreniyorsun.” Ama anladım ki bu da bir tür “doğu görevi”. Çünkü Gaziantep’e her gidişimde hep aynı soruları soruyordum: “Yani burada sadece yemek mi yiyeceğim?”
Ve o an fark ettim ki, aslında burada yemek yediğim kadar bir “görev” de yapıyorum. Ne olduğunu anlamadan, birdenbire kendimi yaşamın işleyişinin içindeki bir figür gibi hissettim.
6. Sonuç: Gaziantep ve Doğu Görevi Arasındaki Kesişim
Neyse ki bu deneyimden sonra daha iyi bir anlayışa sahip oldum. Gaziantep’e gitmek, aslında bir çeşit “doğu görevi” deneyimidir. Yani, hem fiziksel olarak, hem de zihinsel olarak bir keşif yolculuğudur. Doğu görevi sadece askerlikte değil, her an, her yerde karşımıza çıkabilir. Gaziantep’in mutfağında kaybolmuşken bile, bu şehirde başka bir görev de bekliyor olabilirsiniz. Bu görevi yerine getirirken, bazen yemeklerin size sunduğu lezzet kadar, yaşadığınız “doğu görevi” de derinleşir.
Evet, Gaziantep’e gitmek, tabii ki yemekle ilgili olmak zorunda değil ama o eşsiz tatlar, her zaman bir görev gibi sizi izler. Ve bir gün gelip bir baklava yediğinizde, “Bu işte bir şeyler var” diyorsunuz. Sizin için de bir anlam kazanıyor. Gaziantep’teki bu ‘gizli görev’ de işte tam olarak böyle işliyor.
Ve böylece, Gaziantep doğu görevi mi? sorusuna cevap: Evet, Gaziantep bir doğu görevi!