MaşaAllah mı, Maşallah mı?
Kayseri’nin soğuk rüzgarı, dışarıda hafifçe eserken, ben odamın penceresinden bakıyordum. Dışarıda kar yağıyor, her şey bembeyaz olmuştu. Bu soğukta, odamda sıcacık bir ortamda yazı yazmak, bana huzur veriyordu. O an bir şey fark ettim, aslında hayatta çok küçük detayların insana büyük duygular yaşattığını… Ve işte o küçük detaylardan biri de, bir kelimeydi. “MaşaAllah” mı, yoksa “Maşallah” mı? Bu kelime, aklımda bir anda kaybolan geçmişi, kaybolan bir hikâyeyi yeniden canlandırdı. Ne yazık ki, o an içimde bir boşluk hissettim; zamanında bu kelimenin ne kadar önemli bir yer tuttuğunu unuttuğum için biraz hayal kırıklığına uğramıştım.
Bir Kelimenin Anlamı
MaşaAllah, bir dilek gibi gelir insana; hem bir övgü, hem de bir korunma dileği. Ama doğru yazılışını bulamamış olmak, içimde garip bir şeyler uyandırdı. Benim için, bu kelime hep bir anlam taşımıştı. Hani o söylenince “Hayırlısı olsun” dediğiniz, birinin başarısını ya da güzelliğini takdir ettiğiniz anlar vardır ya, işte o anlarda ben de hep “MaşaAllah” demişimdir. Bir şekilde “doğru” olanı söylemek için hep özen göstermişimdir. Ama işte o an, yanlış yazıldığını fark ettiğimde bir an için düşündüm: “Yine bir şeyler eksik kaldı, değil mi?”
Geçmişin Ardında Kalan Bir Anı
Bir zamanlar, annemin mutfağında yemek yaparken duyardım “MaşaAllah”ı. Çocukken, her ne kadar anlamını tam çözememiş olsam da, bu kelimenin bir tür şükran, bir tür dua olduğunu hissederdim. Anlamını bilmesem de, annemin her güzel şey gördüğünde ya da gördüğü her güzel şeyde bir şekilde bu kelimeyi kullandığını hatırlardım. Ama zamanla büyüdüm, her şeyin anlamını sorgulamaya başladım. Ve o zaman da hayatın küçük anlarına dair gözlemlerim daha derinleşti. İçimden, bir şeyin güzelliğini görmek ya da birine dilek dilemek de yaşadığımızı, mutlu anları hatırladığımızı anlatan bir şeydi bu kelime.
Bir gün, yıllar sonra üniversiteye giderken, bir arkadaşım, çok uzun zamandır konuşmadığımız birinden bahsediyordu. O kişi çok güzel bir iş bulmuştu, çok başarılı olmuştu. Ben de içimden, “MaşaAllah” demiştim. Ama arkadaşım “Hayır, “Maşallah” demelisin” demişti. Çünkü doğru yazımı buymuş. O an içimde bir şeyler koptu. O kadar alışmıştım ki bu kelimenin “doğru” yazılışını kullanmaya, bir anda “yanlış” olduğunu öğrenmek garip geldi. Bir kelimenin yazım hatasıyla bile insan ruhunun nasıl etkilenebileceğini bir kez daha fark ettim.
İçimdeki Kararsızlık
O günden sonra sürekli düşünmeye başladım: “MaşaAllah” mı, “Maşallah” mı? Gerçekten önemli mi? İşin doğrusu, bazen böyle basit şeyler bir anda bir gölge gibi gelir, aklınıza yerleşir, sonra da rahatça çıkmaz. Hayatta her şeyin ne kadar önemli olduğunu, bazen küçük ayrıntıların ne kadar etkileyici olduğunu fark edersiniz. Ama işin garip tarafı, çoğu zaman bu küçük detaylar hayatı biraz da olsa anlamlı kılar.
O an, yazım hatası gibi basit bir şeyin, hayatta bir anlamı olup olmadığını sorgulamaya başladım. Gerçekten bir kelimenin yazılışı ya da telaffuzu önemli miydi? Belki de “MaşaAllah” demek, her şeyin düzgün olduğu anlamına geliyordu, ama bir kelimenin yanlış yazılması her şeyin bozulduğunu mu gösteriyordu? Bu, hayal kırıklığıydı. Çünkü hayat o kadar da “doğru” olamazdı. Ve bazen yanlışlar, doğru olamayacak kadar güzel anılar yaratıyordu. Ne de olsa, kimse mükemmel değil, değil mi?
Bir Kelimeyi Sevgiden Anlatmak
Şimdi düşünüyorum da, o zamanlar annem mutfakta yemek yaparken söylediği “MaşaAllah” her şeyin mükemmel olduğu anlamına gelmiyordu. Tam tersine, hayatın karmaşasını, bazen eksik ve yanlış yönlerini kabul etmekti. O zamanlar, bizler çocukken, annemin mutfağında duyduğumuz bu kelime, sadece bir şükran değildi, aynı zamanda bir dilekti. “MaşaAllah” demek, hayatın karmaşıklığına rağmen güzel bir şeyin olmasını istemekti. İnsanlar, hayatlarına dair her şeyde bir şeyler bulurlar, her şeyin eksik, bozuk ya da yanlış olabileceği ihtimaline rağmen, güzel olanı görmeye çalışırlardı. Annem de öyleydi, her şeyin mükemmel olmasını beklemeden, minik güzellikleri görmek ve onlara değer vermekti.
Yıllar geçtikçe, o “yanlış yazım” aslında bana hayatın küçük hatalarla güzelleştiğini hatırlatmıştı. Belki de her şeyin “doğru” olması gerekmezdi. Bir kelimeyi doğru ya da yanlış yazmak önemli değildi; önemli olan, o kelimenin içindeki duyguyu hissedebilmekti. Ve belki de içindeki duyguyu doğru ifade edebilmekti.
Sonunda Fark Ettiklerim
O günden sonra, “MaşaAllah” ya da “Maşallah” demek benim için sadece bir kelime olmaktan çıkmıştı. Artık, bu kelimeye her baktığımda bir anıyı, bir duyguyu, hatta bir yaşamı hatırlıyorum. Belki doğru yazım önemliydi, ama belki de doğru hissetmek daha önemliydi. Ve o an, bir şeylerin güzelliğini görme anıydı. O yüzden, artık hangisi doğruysa, hangisi kalbimden geliyorsa onu söylüyorum. Çünkü hayat, kalpten geleni, içten olanı istiyor. “MaşaAllah” ya da “Maşallah” diye seslendiğimizde, aslında bir şükran, bir dua ediyoruz. Önemli olan, o dua ve şükranın kalpten gelmesiydi.