Uçağa Çakmak Alınıyor Mu?
Başlangıç: Bir Yolculuğun İlk Adımları
Bugün Kayseri’den İstanbul’a doğru bir uçuş yapmam gerekiyor. Heyecanlıyım, belki de biraz fazla. Bu tür yolculuklar bana hep bir şeyler hatırlatır. Hem yeni bir başlangıç, hem de eski hatıraların birer yankısı gibi. Gözümde beliren birkaç anı, hayatımda unutamadığım küçük ayrıntılar… Ama asıl mesele şu: Yola çıkmadan önce, çakmak alıp alamayacağımı düşündüm.
Uçağa çakmak alınıyor mu? sorusu kafamı kurcalamaya başladı. Çoğu insan belki hiç takmaz buna, ama ben takarım. Kayseri’den İstanbul’a uçarken, yanımda ne olmalı, ne olmasa daha iyi olur gibi meseleler hep beni meşgul eder. İyi bir yolculuk yapabilmek için en ufak şeyin bile anlamı vardır, biliyorum. Bir çakmak neyi değiştirebilir ki? Ama belki de bu sorunun cevabı, beni uçak yolculuğunda bambaşka bir yere götürecekti. Kim bilir…
Çakmak ve Anlamı: Duygularımı Tetikleyen Bir Soru
Uçağa çakmak alınıyor mu? Evet, bu soruyu sormamın bir anlamı vardı. Kayseri’nin o soğuk sabahında evden çıkarken, cebimde her zaman bulundurduğum çakmağımı almayı unutmuşum. Her sabah sigara içmeden çıkmam. Hava ne kadar soğuk olursa olsun, ilk dumanı içime çekmeden güne başlamam. Ama bu sabah, çakmağımı almayı unuttum. O an içimde bir şeyler kırıldı. Belki de bir uyarıydı, o çakmağın eksikliği, belki de bir şeylerin değişeceğinin habercisiydi.
Uçağa binerken aklımda tek bir şey vardı: “Çakmağımı uçağa alırlar mı?” Aslında biliyorum, çakmak almak yasak. Ama yine de aklımdan çıkmıyor. Bir çakmak, uçakla birlikte yükseldiğimizde ne kadar önemli olabilir ki? Ama ya içimdeki bu boşluk? Her şeyin ne kadar düzenli olduğu, ama her an bir aksaklıkla karşılaşmanın ne kadar derin bir anlam taşıdığı…
Bu sorunun ardında başka bir şey vardı. Kayseri’nin o dar sokaklarından uçakların görkemli yolculuğuna kadar geçirdiğimiz zamanlar, hiçbir zaman sıradan bir yolculuk gibi olmadı. Her uçuş, biraz daha büyüdüğüm, bir adım daha attığım bir yolculuktu. Ama o çakmağın kaybolması… Her şeyin başında gelen o kaybolan şey, bir şeylerin unutulduğunun göstergesiydi belki de.
Heyecan ve Hayal Kırıklığı Arasında
Kayseri’den İstanbul’a kadar uçarken, her şeyin çok hızlı olduğunu hissettim. O kadar yükseğe çıkıyordum ki, her şeyin gerçekliği kaybolmuştu. Çakmağımın olmaması küçük bir şeydi, evet, ama o eksiklik beni sarmıştı. Beni tanıyanlar bilir, ben her zaman duygusal biriyim. Kafamda yüzlerce şey canlanırken, her şeyin bir şekilde eksik olduğunu düşündüm. Sigara içmeye başlamadan o kadar farklı hissediyordum ki.
Uçaklar da tıpkı hayat gibi değil mi? Yükseğe çıktığında her şey küçülür, uzaklaşır. Ama biz hala bir şeyleri ararız. O küçük detaylar, bazen yolculukların en önemli parçalarıdır. Hangi noktalara gittiğimizin bir önemi yok, ama neyi kaybettiğimiz her zaman hatırlanır.
O an, çakmak sorusunun aslında çok derin bir anlam taşıdığını fark ettim. Her yolculukta kaybolan küçük bir parça, bir eksiklik… Belki de bu soruyu bu kadar önemsiyor olmam, sadece bir yolculuk değil, hayatımda kaybettiğim bir şeylerin de yankısıydı. Belki de uçak yolculuğunda, Kayseri’den İstanbul’a kadar geçen o sürede, içimdeki kaybolan şeyi bulmak istiyordum. Ama çakmak sorusunun cevabı, ne yazık ki hayal kırıklığıydı. Uçakta çakmak almak yasaktı.
Yolculuk ve Yeni Bir Başlangıç
İstanbul’a iniş yaparken, o kaybolan çakmağın ve başıma gelen bu küçük eksikliğin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha düşündüm. Uçak yavaşça alçalırken, dünya yeniden şekil almaya başladı. Bunu her yolculukta hissederim. Gökyüzünde birkaç saat geçirmek, her şeyi farklı bir açıdan görmek demek. Ve belki de hayatın en büyük anlamı, kaybolan şeyleri ararken, yenilerini bulmakta gizlidir.
Sonuçta, uçağa çakmak alınmazmış. Ama bu yolculuk, bana her şeyin bir neden ve sonuç zinciri olduğunu hatırlattı. Bir çakmak, bir yolculukta ne kadar önemli olabilir ki? Ama içimdeki eksiklikleri hatırlatmakta fazlasıyla etkili olabiliyor. Kayseri’den İstanbul’a doğru yola çıktım ve belki de o kaybolan şeyin peşinden gitmek yerine, yeni bir şeyler bulmak gerekiyordu.